Hikayeci Beyin: Sol Beyindeki Yorumlayıcı (2026’da Ne Biliyoruz?)
Araştırmalar, beynimizin sol yarım küresinde, her şey hakkında durmadan hikâyeler uyduran bir alan olduğunu gösteriyor. Bu araştırmaların öncüsü, nörobilimci Michael Gazzaniga ve meslektaşları bu alanı “ayrık beyin” hastalarıyla çalışırken keşfettiler ve ona “yorumlayıcı (interpreter)” adını verdiler.
Beyin, sağ ve sol olmak üzere iki yarım küreden oluşur ve iki yarım küreyi birbirine bağlayan korpus kallozum, bir dizi nörondan oluşur (Görsel 1).

Resim 1. Korpus Kallozum
Korpus kallozotomi, korpus kallozumun kesilmesi işlemidir ve ağır epilepsi hastalarında semptomları hafifletmek amacıyla uygulanan bir prosedürdür. Bu prosedürün amacı, iki yarım küre arasındaki iletişimi kesmektir. Böylelikle bir yarım kürede nöbet başladığında diğer yarım küreye yayılması engellenmiş olur.
Gizem Nasıl Başladı?: Ayrık Beyin Deneyleri
Gazzaniga, ayrık beyin hastalarıyla çalışabilme fırsatını, ayrık beyin araştırmalarının öncüsü Roger Sperry’nin laboratuvarında buldu. Korpus kallozotomi geçirmiş ayrık beyin hastalarının, beyin fonksiyonları, cerrahiden sonra etkilenmemiş gibi görünse de Gazzaniga bunun böyle olmadığını düşündü ve ayrık beyin hastalarının beyinlerini incelemek için bazı testler geliştirdi.
Bu hastalarda beynin iki yarım küresi birbirinden ayrıldığı için uyaranları vücudun yalnızca sağ ya da yalnızca sol tarafına yönlendirerek incelemek mümkündü.
Testlerden biri, hastaya ortadan ikiye bölünmüş bir ekran üzerinde belirli nesnelerin resimlerini göstermeyi içeriyordu. Nesne ekranın sağ yarısında gösterildiğinde, ayrık beyin hastası gördüğü nesneyi isimlendirmekte hiçbir zorluk yaşamıyordu. Ancak, sol yarıda gösterildiğinde hiçbir şey görmediğini söylüyordu. Gazzaniga ona bir kağıt ve kalem verdi ve gördüğünü çizmesini istedi. Hasta bu kez “görmediği şeyi” çizebildi. Bu da beynin aslında bilgiyi aldığı ancak adlandıramadığı anlamına geliyordu. Bu ise insan beynindeki iki yarım küre arasındaki dil becerileri açısından bir asimetri olduğuna işaret ediyordu.

Bilgi Nasıl İletilir: Beynin Kontralateral Organizasyonu
Bildiğiniz gibi, vücudun her bir tarafından gelen bilgiler, beynin diğer tarafına gider, bu da beynin kontralateral organizasyonu olarak bilinir (Resim 2). Dolayısıyla, yapılan testte nesne ekranın sağ yarısında gösterildiğinde, bilgi sol yarım küreye gider. Çoğu insanın beyninde konuşma merkezi sol yarım kürede yer aldığından, hasta nesneyi adlandırabilir. Diğer taraftan, uyarıcı ekranın sol tarafında gösterildiğinde, bilgi sağ yarım küreye gider, burada konuşma merkezi olmadığı için -beyin nesneyi gördüğü halde- nesneyi adlandırmak mümkün olmaz.

Görsel 2. Optik Alanlar ve Görsel Korteks
Deneyler devam ederken, Gazzaniga ve meslektaşları başka bir keşifte daha bulundular. Hasta, ekranın sol yarısında “gördüğü” resmi çizdikten sonra -örneğin bir su bardağı- niçin bir su bardağı çizdiği sorulduğunda, hasta “Susamış olmalıyım.” gibi bir açıklama yapıyordu, ancak bu doğru değildi. Su bardağını çizmesinin tek nedeni, sağ yarım kürenin ekrandaki resmi “görmesiydi.” Ancak, adlandıramadığı için, bunu bilinçli olarak kabul edemezken, beyni, davranışına akla yatkın bir açıklama buluyordu. İşte bu “yorumlayıcı”ydı.
Bu keşif ayrık beyin ameliyatı geçirmiş olalım ya da olmayalım, hepimizin sol beyninde durmadan hikâyeler uyduran bir yorumlayıcı olduğunu göstermiştir. Yorumlayıcı, durmadan bizim ya da diğerlerinin davranışlarımıza, olaylara veya herhangi bir duruma akla yatkın açıklamalar bulmak için çalışır. Ancak Gazzaniga’nın belirttiği gibi,
“Yorumlayıcı, ancak dışarıdan aldığı bilgi kadar iyi olabilir.”
Yorumlayıcı, onda zaten var olan bilgi ile üretebileceği en iyi açıklamayı üretmektedir. Elinde çok kısıtlı veri olsa bile daha fazla veri toplamak için zaman ve enerji harcamaz. Açıklamanın doğru olup olmadığıyla ilgilenmez.
“Eğer akla yatkınsa doğru olmalıdır.”
Yorumlayıcı gerekirse, bir hikâyeyi yeniden yazabilir. Gerekirse, şeyler, insanlar, anılar, düşünceler ve hatta duygular icat eder. Sadece hikâyeyi bir arada tutmak için. Tutarlı bir benlik duygusu yaratmak için. Sadece tüm bu kaosta bir düzen yakalamak ve nihayet kendini güvende hissedebilmek için.
Yorumlayıcı ve Psikopatoloji
Yorumlayıcının bazen eksik bilgilerle ne kadar ikna edici hikayeler uydurabildiğini gördük. Peki, bu mekanizma günlük hayatta karşımıza nasıl çıkar? Genellikle kendini anlık, kontrol dışı ve bazen oldukça rahatsız edici ‘Otomatik Düşünceler’ şeklinde gösterir. Zihninizin en sık kullandığı bu hikaye taslaklarını tanımak isterseniz, [Bilişsel Davranışçı Terapi’de Otomatik Düşünceleri Bulma] rehberimize göz atabilirsiniz.
Peki, bu yorumlayıcının kötü bir şey yaptığı anlamına mı gelir?
Pek sayılmaz. İnsan vücudunun her fonksiyonu gibi, beynin bu yeteneği de evrim sürecinde avantajlı olduğu için korunmuştur.
Problem, yorumlayıcının hikaye üretmesinde değil, biz onlara sorgusuz inandığımızda ortaya çıkıyor. Hatta bazen bu inanç öyle derin olabilir ki bu durum en nihayetinde psikolojik bozukluklara yol açabilir.
Örneğin, yorumlayıcının duygularımızla ilgili yorumları anksiyete bozukluklarına yol açabilir. Sosyal anksiyete bozukluğundan örnek verelim. Kişinin, “Endişeli olmamalıyım. Kaygı duymamalıyım. Sakin kalmalıyım.” gibi duyguları hakkındaki yorumları kişiyi sonunda daha kaygılı hale getirir.
Öte yandan, kendi düşüncelerimizle ilgili yorumlar, “Bu görüntüler neden sürekli gözümün önüne geliyor? Bu düşünceler aklıma neden geliyor? Böyle düşünceler taşıyan bir insan nasıl birisidir? Benim neyim var?”, obsesif kompulsif bozukluğa (OKB) yol açabilir. Araştırmalar, nüfusun büyük bir kısmının benzer düşüncelere sahip olduğunu göstermiştir. Ancak, bunları deneyimleyen herkeste OKB gelişmez. Fark, kişinin “bu düşüncelerin gizli bir anlamı olmalı (örneğin birine zarar vermeyi istemek gibi)” şeklindeki yorumlarında yatar ve bu yorumlayıcının işidir!
Peki ya gördüğü halüsinasyona koşulsuz inanan bir şizofreni hastasını düşündüğümüzde? Sizce bu işte yorumlayıcının payı nedir?
2026’da Ne Biliyoruz? Beyin Sadece Bir Hikâye Anlatıcı Değil, Bir Tahmin Makinesidir.
Gazzaniga’nın ilk keşiflerinden bu yana nörobilim bir adım daha ileri gitti. Artık Yorumlayıcı’nın sadece geçmişte olanları açıklamakla kalmadığını, aynı zamanda gelecekle ilgili bir Tahmin Makinesi (Predictive Processing) olarak çalıştığını biliyoruz.
Beynimiz, eski hikâyeleri kullanarak bir sonraki adımda ne olacağını tahmin eder.
Gelecekteki bir olay hakkında kaygı duyduğunuzda, bu aslında Yorumlayıcı’nın elindeki kısıtlı verilerle “kötü senaryo” hikâyesini önceden yazmasıdır.
Beyninizin mutlak gerçeği söylemediğini, sadece “istatistiksel bir tahminde” bulunduğunu fark etmek, modern BDT yaklaşımlarında bir süper güçtür.
Yorumlayıcı ve Bilişsel Psikoterapiler
İnsan zihninin hikâyeler yaratma eğiliminde olduğu doğrudur ve beynimizi bunu yapmaktan alıkoyamayız, ANCAK bu yorumlardan hangisine inanacağımıza karar verebiliriz.
Eğer bu hikayelerin daha derinlerdeki, kemikleşmiş inançlarımızla nasıl beslendiğini merak ediyorsanız, yolculuğa buradan devam edebilirsiniz: [Bilişsel Çarpıtmalar/ Düşünce Hataları ile Başa Çıkma],
[Bilişsel Davranışçı Terapide Otomatik Düşüncelerle Başa Çıkma],
[Bilişsel Davranışçı Terapide Ara İnançlarla Başa Çıkma],
Eğer bir inanç bize acı veriyorsa ya da fayda sağlamıyorsa onu sorgulayabiliriz.
“İnandığım şey doğru mu?”
Kendimize şu soruları sorabiliriz:
Bu düşünceyi destekleyecek ne tür kanıtlarım var?
Bu sonuca nasıl vardım?
Bu durum için başka bir açıklama olasılığı var mı?
Bu durumu 5 yıl sonra düşündüğümde, farklı bir şekilde değerlendirmem ya da başka bir perspektiften görmem mümkün mü?
Şu anda böyle hissetmeseydim, farklı düşünür müydüm?
Viven ile Tanışın: Zihninizin Hikâyelerini Yakalayın
“Yorumlayıcı” o kadar hızlı çalışır ki uydurduğu hikâyeleri mutlak gerçekler sanırız. Bu süreci yavaşlatmanıza yardımcı olmak için Viven‘i tasarladık.
Viven; otomatik düşünceleri, mod veya bilişsel çarpıtmaları yakalayıp üzerinde çalışmanız için basit ve yapılandırılmış bir alan sunar.
Yorumlayıcının doğruyu mu söylediğini yoksa sadece hikâye mi uydurduğunu test etmek için Viven’i kişisel laboratuvarınız olarak kullanabilirsiniz.
TÜM İÇERİK ÜCRETSİZDİR.
Buradan göz atabilirsiniz:
- App Store : [https://apps.apple.com/tr/app/viven-cbt-guided-journal/id6752717356]
- Google Play : [ https://play.google.com/store/apps/details?id=com.rayinformatics.viven]
Bugünlük bu kadar.
Sol beyin yorumlayısıyla başa çıkmak için dilerseniz şu yazılara da göz atabilirsiniz:
Bilişsel Davranışçı Terapide Otomatik Düşüncelerle Başa Çıkma
Bilişsel Davranışçı Terapide Ara İnançlarla Başa Çıkma
Yakında görüşmek üzere.
Ayşegül.
Not: Bu yazı yazar tarafından yazılmış, 31 Mart 2019 tarihinde yayınlanmış, Storytelling Brain: The Left-Brain Interpreter adlı yazının Türkçe çevirisidir.
Referanslar
Clark D. A. (Ed.). (2005) Intrusive Thoughts in Clinical Disorders: Theory, Research, and Treatment, New York: The Guilford Press.
Feldman Barrett, L. (2017). Duygular Nasıl Oluşur: Beynin Gizli Yaşamı.
Gazzaniga, M. S. (2011). Who’s in Charge?: Free Will and Science of the Brain.
New York, NY : Ecco
Gots, J. (2012). Your Storytellng Brain. Retrieved April 1, 2019 from
https://bigthink.com/overthinking-everything-with-jason-gots/your-storytelling-brain

One Comment